Yurdumuzun Nağmeleri - Musikimiz Hakkında Bir Rapor


Yurdumuzun Nağmeleri - Musikimiz Hakkında Bir Rapor

     Ülkemizdeki ilk kurumsal derleme ve belgelendirme çalışması olarak kabul edilen Batı Anadolu’daki derlemeler kapsamında; İzmir ve yöresi halk müziğine ilişkin ilk bilgileri edinmekteyiz. 1925 yılında Darü’l Elhan Kurumunca görevlendirilen 
müzik öğretmenleri Seyfettin – Sezai Asaf Kardeşler tarafından, Batı Anadolu derlemeleri kapsamında İzmir ve çevresinde halk müziği alanında ilk derlemeler gerçekleştirilmiş olup derlemelerin sonuçları 1926 yılında Yurdumuzun Nağmeleri adıyla Osmanlıca olarak kaleme alınmış olan bir kitapta yayımlanmıştır. Yerel müzisyenler ile kadın – erkek kaynak kişilerden, ses kayıtları yapılmaksızın, doğrudan notaya alınarak belgelendirmelerin gerçekleştirildiği bu ilk tespitler ve İzmir’deki 
müziksel görünüm hakkında şu bilgiler kaydedilmiştir:

Musikimiz Hakkında Bir Rapor : 
Evvela Ankara'dan İstanbul yoluyla İzmir'e gittik. İzmir Maarif müdürü Nail Bey delaletiyle İzmir'in güzide musikişinaslarından ve mahalli musikisine vakıf zatlardan mürekkep bir komisyon teşkil ve milli kütüphanede içtimaa ile onların fikirlerini dinledik 
ve verdiğimiz karar veçhile bu komisyonun toplayacağı Türkün ruhundan doğan parçaları tekrar İzmir'e avdetimizde müştereken tetkik ve mütalaa etmek üzere İzmir'den Ödemiş'e hareket ettik. Ödemiş’te köylü ve şehirli saz şairleriyle temas ettik. Ödemiş'e 
mülhik Birgi nahiyesine gidip nahiye müdürünün delaletiyle yaylalardan ve civar köylerden celp ettiğimiz Sinan Baba ve Ali Efe gibi birisi seksen ve birisi yetmiş yaşında iki ihtiyar gibi musiki hafızası yerinde birkaç saz şairiyle görüşüp tetkikatta bulunduk. 
Ödemiş’te halkımıza Avrupa musikisinin ne kadar ileri gittiğini göstermek daha doğrusu kulaklarına garp musikisiyle bir muarefe temin etmek üzere büyük bestekarlardan, güzide eserlerden mürekkep programlarla iki defa konser verdik. Ödemiş’ten Tire'ye 
gittik. Tire'den Türk Ocağı heyeti ve muallimler delaletiyle eski Türk hanende ve sazendeleriyle temas ederek onların musiki mahfuzatını dinledik ve bunları notaya aldık… İzmir'e avdet ettik. Teşkil ettiğimiz komisyon azalarını toplayıp hazırladıkları 
parçaları aldık. Umumi hapishaneye giderek oradaki saz çalan köylülerle temas ettik. İzmir'de mekteplerdeki musiki tedrisatını yakından görüp anlamak üzere maarif müdürü Nail beyle birlikte dört beş mektebin musiki derslerinde bulunduk... 

İzmir Musikisi: İzmir'de dört türlü musiki vardır. 
1. Avam arasındaki musiki ki eski ve yeni zeybeklerin oyun ve türkü havalarıdır. Bu musiki alaturka musikişinaslar tarafından-tek seda ile kabil olabildiği kadar-ıslah edilmiştir. 
2. Rumların bizim milli havalarımızın şivelerinden istifade ederek vücuda getirdikleri bestelerdir. Rumlar bizim köylülerimizin ekseriyetiyle bir muzırdan ibaret olan ve gayet kısa süren oyun havalarının ikisini veya üçünü birbirine rabt ve biraz ıslah etmişlerdir. Bu Rumlar tarafından değiştirilmiş zeybek havalarımızla bizim köylülerimiz katiyen oyuna kalkmazlar. Ve kendilerine bu havalarla oyun teklifini hakaret sayarlar. 
3. Saltanat Musikisi: Üzerimizde esrarengiz sarayların içinde esen uyuşuk hava tesirini yapan ve gözlerimiz önünde o esrarengiz sarayların dolaşık dehlizlerinde parmakları üzerinde muhteriz yürüyen harem ağaları ve cariyeler manzarası canlandıran sessiz, 
ruhsuz, insanı uyuşukluğa gark eden musiki. Bu musikiyi biraz canlandıran ancak bizim millî havalarımızın şiveleridir.

4. Cazbant ayrıca nazar-ı itibara alınacak bir nev olmamasına rağmen bütün Avrupa musikisi için mahsus bir muhatara halini ve şimdi bazı Avrupa şehirlerinde yasak edilen bu zenci musikisi vatanımızın henüz belli başlı bir temeli olmayan musikisinin 
istikbali namına bir tehlikedir. Avrupa'da olduğu gibi memleketimizin en medeni şehirlerinde de sâri bir hastalık gibi ve bilhassa dansın mütemmimi olduğu için hayret verici bir sürat ve suhuletle taammüme etmekte ve gençlerimizin ekseriyetine kendisine 
cezp ederek millî musikimizden zevk alan pek az adam bırakmaktadır. 

Garbî Anadolu Köyleri Musikisi: 
Bu havalide üç çeşit musiki vardır. 
1. Uzun havalar tabir edilen bestelerdir. Bunlar halk şiirlerini terennüm ederler ki, Avrupa Musikisi'nde de mevcut olan resitatifin mukabilidir. Bu uzun havalar usul ile çalınmaz. Her sanatkârın arzusuna göre serbestçe çalınabilir. Bu şiirlerimizin makam ile okunup ayni zamanda saz dediğimiz altı telli muayyen alet-î musikiye veyahut bağlama, cura ve bunlara mümasil köylerimizde kullanılan sazlarla refakat edilerek temsil olunmasıdır. 
2. Kadın oyun havalarıdır. Bunlar 4/4 ve 9/8 usulleridir. Bu musiki şuh ve şakrak ve bizim musikimiz nokta-î nazarından çok karakteristiktir. Gayet çabuk usul ile çalınır. Bunlar pek mebzul ise de birbiriyle çok karışmış ve bu suretle ekseriyetle aralarında fazla müşabehet hâsıl olmuştur. 
3. Erkek oyun havaları yani zeybek havalarıdır. Bunlar da birincisi ağır zeybek, ikincisi yürük zeybek olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu erkek oyun havaları 9/4 ve 9/8 usullerdedir. 
İki üç motiften ibarettir. Bunlar, ancak otuz-kırk saniye sürdüğünden, oyun esnasında bunların ıslah edilmiş şekilleri mevcuttur. Bunlar iki üç kısımlıdır. İki kısımlılar (2–1) şekil ve üç kısımlıda ise (3–2–1) ve (1–2–1) şekil olup yani bu sonuncu da ikinci kısımdan sonra birinci kısım tekrar eder. Avrupa musikisinde mevcut iki ve üç kısımlık Almanların lidform dedikleri şarkı şeklinin bizde mukabilidir. 

Garbi Anadolu'da Kullanılan Musiki Aletleri 
1. Bağlama: Bu, tambur şeklini andıran ve çok ufak olan üç telli bir musiki aletidir. 
2. Cura: Bağlamanın biraz büyüğü olup dört tellidir. 
3. Saz: Saz tabir edilen musiki aletleri dört kısma ayrılıp tellerinin sayısına nispetle altı telli, sekiz telli, on telli, on iki telli saz denilir. Eski aşıklar tarafından ekseriyetle kullanılan ve şimdi Garbi Anadolu'da numunesine tesadüf edemediğimiz bu sonuncunun maruf adı "divan sazı"dır. 
4. Ağız Sazları: Bunlar küçük zurna ve kavaldan ibarettir. Bize ait olmayan musiki aletlerinden klarnet, trompet, pöklü. Trombon da bazı kasaba ve köylerimizde kullanılmaktadır. Bunları kullananlar ekseriyetle vaktiyle askerliklerini askerî muzıka
takımlarında geçirmiş olanlardır. 
5. Vurularak çalınan aletler: Bunlar davul, darbuka, zilli maşa, parmak zilleri, def, madeni tepsi ve çifte naradan ibarettir. 
6. Yay ile çalınan sazlar: Bunlar kabak ve kemaneden ibarettir. Kabak köylülerimiz tarafından bir su kabağı ortadan kesilip bir tarafına ince ve uzun bir sap takılarak ve oyuk cihetin sathına koyun kuyruğunun iç tarafındaki ince ve gayet sağlam deri 
gerilerek yapılır; bu derinin üzerine-kemanda olduğu gibi- bir ufak köprü konularak üstüne üç tel gerilir. Yay ise kırk ile elli santimetre uzunluğunda bir ince adi değnek bükülerek ve iki ucu arasına on onbeş at kılı gerilerek yapılır ve üzerine ağaç sakızı 
sürülür.” 


Yurdumuzun Nağmeleri adıyla yayımlanan bu kitapta İzmir merkezi ile çevre ilçe ve köylerinden derlenen türkü ve ezgiler ise şunlardır: Zeybek Oyun Havası, İzmir Zeybeği, Soğuk Kuyu (Tire), İzmir Zeybeği, İzmir, Ödemiş Zeybeği, İki Parmak (Ödemiş), Ayvaz Oğlu (Ödemiş), İnce Memed (Ödemiş), Kamalı (Tire), Tire, Tire, Bergama, Arpazlı, Bergama, Çandarlı, Kordon, Bergama, Harmandalı, Ödemiş, Bayındır Zeybeği, İzmir'in Kavakları, Gündüz Bey (Uzun Hava)...


Not: TÜRKİYE’DE “ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK” BAĞLAMINDA HALK MÜZİĞİ ARAŞTIRMALARININ GEREKLİLİĞİ - F. Reyhan ALTINAY adlı çalışmadan alınmıştır.

Yurdumuzun Nağmeleri - Musikimiz Hakkında Bir Rapor 1 Yurdumuzun Nağmeleri - Musikimiz Hakkında Bir Rapor 2